31.10.2025 Alper Ne Yapsın?






BASINA VE KAMUOYUNA
Dostlar,
Bundan bir yıl önceye kadar Alper Arıevi doğduğu ve 4 çocuğuyla, eşiyle yaşadığı yerde tek bir ceza bile almadan 10 yıldır çalışıyordu. Kadrosunun bulunduğu Şuhut Devlet Hastanesi yöneticilerinin bugün bile onun titizliğinden, çalışkanlığından övgüyle bahsettiğini duyuyoruz. Bundan bir yıl önce Alper Arıevi sendikasını değiştirdi, bilinçlendi ve yapmaması gereken işleri yaptığını gördü. Kurallı çalışmak istedi. İş sözleşmesiyle, Toplu İş Sözleşmesiyle, yasalarla, Sağlık Bakanlığının genelgeleriyle zaten belirlenmiş olan iş tanımına göre çalışmak, sadece temizlik yapmak istedi. O zaman olanlar oldu. Bir yıldır Alper Arıevi’nden bir örnek yaratılmak isteniyor. “Kural istemeyin, sizin aleyhinize çalışsa da yetkili sendikadan ayrılmayın, kendi işiniz olup olmadığına aldırmayın, tehlikeli sorumluluklar almanız gerekse de ne deniliyorsa onu yapın yoksa Alper Arıevi gibi olursunuz” diyorlar.
Dostlar,
Kamu hastanelerinde çalışan temizlik işçileri temizlik dışında birçok işe koşturuldukları için temizlik yapamıyorlar. Hasta taşıma, malzeme, evrak ya da numune getir götürleri çoğunlukla temizliklerini yapamayıp hatta yarım bırakıp koşturdukları işler haline gelmiş durumda. Bu durum aynı zamanda temizlik işçilerinin emeklerini de kendilerini de görünmez ve değersiz hale getiriyor.
Tüm yasalar, yönetmelikler, genelgeler, iş sözleşmeleri, mahkeme kararları temizlik işçilerinin sadece temizlik yapması gerektiğini vurguluyor. Temizlik işçileri hem temizlik yapamadıkları için hem de yetkileri olmayan işleri yaptıkları için şikayet ediliyor, azarlanıyor, suçlanıyorlar. Hasta ve hasta yakınları doğal olarak hastanelerin birçok yerinin pisliğinden şikayet ediyorlar. Bu durum pandemi belasını yeni yaşamış, hijyen konusunda duyarlılık kazanmış tüm toplumumuz için de son derece riskli bir toplum sağlığı sorunu.
Bugün ülkemizin her tarafında yüz binin üstünde Alper Arıevi var. Birçok yerde temizlik işçileri başlarına gelebilecek her türlü mobbingi göze alarak temizlik yapmakta ısrar ediyorlar. Bu tutumlarından dolayı uyumsuz, inatçı, dik başlı, aykırı, verilen emri yerine getirmeyen bir çalışan muamelesi görüyorlar. Tutanaklar tutuluyor, savunmalar cezalar yağıyor. Yetkili sendikalar tarafından desteklenmedikleri için kendilerine uygulanan mobbingi hak ettiklerini, suçlu olduklarını sanıyorlar. Yöneticiler sorumluluğu üzerlerine almak istemiyor. Hastayı bir yerden başka bir yere taşırken sağlıkçı refakatine ihtiyaç olmadığına dair bir yazı verin diyoruz kimse üstlenmiyor. Bir şey olsa kimse yanımızda durmuyor. Bizi temizlik işinden alıp başka bir göreve verdiğinizde yazılı görevlendirme yapın diyoruz o da verilmiyor. Kimsenin üstlenmek istemediği sorumluluğu temizlik personeli neden üstlensin? Üstelik işi olmadığı halde… Üstelik asıl işini de yapamadığı için suçlanırken.
Ülkemiz genelindeki kamu hastanelerinde temizlik personeli kadrosundaki birçok işçi yıllarca başka işlerde görevlendirildikleri için zaten yetersiz sayıdaki temizlik işçisi de temizlik yapamaz duruma gelmiş. “Kamu tasarruf tedbirleri var” diyorlar hastanelere yeterli teknik personel, bakım elemanı, taşıma elemanı ve hatta temizlik işçisi almıyorlar. Her işi temizlik personellerine yaptırarak güya tasarruf ediyorlar.
Sağlık emekçileri yıllarca “Sağlıkta tasarruf ölüm demektir” diye sokaklardan seslerini yükselttiler. Sağlıktan tasarruf edilir mi? Hastane temizliğinden tasarruf edilir mi? Ameliyathanede temizlik, dezenfeksiyon yeterli olmazsa ameliyat yapılabilir mi? Yoğun bakımdaki hastalar hastane enfeksiyonlarıyla baş edip iyileşebilirler mi? Biz daha yeni pandemi geçirmedik mi? Binlerce insanımız hayatını kaybetti, ülke ekonomisi altüst oldu. Böyle tasarruf olur mu?
Sendikamızın genel merkez yöneticilerinden birisi olan Alper Arıevi temizlik konusundaki her ısrarı ceza ile karşılanan, bu yüzden bir yıl önce ailesinden 80 km uzağa, Şuhut’tan Bolvadin’e, “tayin hakkı olmadığı halde tayin adı altında sürülen”, davasını kazandığı halde evine dönemeyen bir temizlik işçisi. Önce hastayı yalnız başına bir servisten diğerine taşımak istemediği, hastanın sorumluluğunu almak istemediği için tutanakla başlayıp 1 yevmiye kesme cezasına kadar uzanan ağır bir mobbing süreci yaşadı. Yazılarına cevap verilmediği için mola saatinde hastaneye gelen müfettişe evrak kayıt numarası olan barkodu verdiğinden “hayin” ilan edildi. 2. ama bu sefer 2 yövmiye cezasını müfettişin yanına gittiği için görev yerini terk ettiği gerekçesiyle ama hasta taşıma cezasına ilave niteliğinde aldı. Sürekli yeri değiştirildi. Şuhut’tan Afyonkarahisar Devlet hastanesine gönderildi. Sadece kendisi için yine kendisi gibi bir temizlik işçisi olan bir temizlik şefi görevlendirilerek 1 ay çalıştı. Aynı gün içerisinde sürekli yeri değiştirilerek “meydancı” lık yaptı. “Meydancı”nın bir mobbing örneği olarak aynı gün içinde hastanede oradan oraya gönderilerek temizlik yaptırılan personellere takılan bir lakap olduğunu da orada öğrendik.
Afyonkarahisar Devlet Hastanesinden bir günde Şuhut’a yeni tayin yazısını almak için çekildi. Alper Arıevi yeterince örnek olamamış olacak ki, alelacele Bolvadine gönderildiği İl Sağlık Müdürü, Vali ve vali yardımcısı onaylı TAYİN yazısı çıktı. Alelacele diyoruz, tek bir yazıda 4 tane hata olabilir mi? 4D temizlik işçisi olarak Şuhut Devlet Hastanesinin sabit kadrosu olmasına rağmen, tayin hakkı yokken, bu konuda yasal bir düzenleme de yokken tayin edildi! Tayin yazısında toplu iş sözleşmesindeki 19’a 10. maddeye dayanılarak gönderildiği yazıyor. O madde il dışı geçici görevlendirme ve üstelik 10. madde şehit, gazi ve yakınları için düzenlenmiş özel bir madde. Aynı yazıda soruşturma sonucu tayin edildiği söyleniyor ama Toplu İş Sözleşmesine göre “görevlendirmeler ceza maiyetinde olamaz!”
Alper Arıevi halen Bolvadin Devlet Hastanesinde çalışıyor. Bütün süreci başlatan 1 yövmiye kesme cezasına karşı davasını kazandı. 10 ay önce üst mahkeme gerekçeli karara geri ödeme miktarının daha ayrıntılı yazılmasını istemiş. Üst mahkeme de iş mahkemesi gibi Alper Arıevi’nin kendisinden görev tanımı dışında iş istendiğini kabul etmiş ve idareyi haksız bulmuş. Bu durumda ne beklersiniz, Alper Arıevi’nin evine dönmesini değil mi? Sendika avukatımızın hazırladığı dilekçeye rağmen “mahkeme süreci tamamlanmadığı, itiraz yolunun açık olduğu” gerekçesiyle reddedildi. Sanki kan davası! Sanki Alper ne yapmış? Afyonkarahisar’ın cümle yetkilileri birleşmiş bir temizlik personeliyle uğraşıyorlar.
Dostlar,
Bu konu Alper Arıevi ile sınırlı bir konu değil. Eşi biri yenidoğan 4 çocuğuyla yalnız kaldı. Kendisi ev tutamadığı ve gidip gelmeye ekonomisi yetmeyeceği için geçtiğimiz yılı çalışma saatlerinin dışında arkadaşının arabasında geçirdi. Birçok çalışan için Alper Arıevi cezalandırılmış kötü bir örnek olarak göz korkutucu bir sembol oldu. Ama yine de konu kişisel bir konu değil. Ne cezayı verenler açısından ne de Alper Arıevi ve bizim açımızdan. Bu süreçte sendikal örgütlenmelere eşit mesafede durması gereken yöneticiler bir sendika temsilcisini bir yerden başka bir yere sürerek anayasaya aykırı davrandılar, sendikal örgütlenmeye engel oldular. Yöneticiler açıkça sarı sendikadan yana taraf olarak disiplin kurullarını elele yürüttüler.
Temizlik işçilerini her türlü baskıya razı etmek için Alper Arıevi’nden bir örnek yaratmaya çalışanlara izin vermeyeceğiz. Bu yanlıştan bir an önce dönün. Her yönüyle hatalı olan tayin yazınızı iptal edin. Alper Arıevi’nin ailesinin yanına dönmesini sağlayın.
Biz sendikamız aracılığıyla kurallı çalışmanın her yerde hayata geçirilmesi için mücadele etmekten vaz geçmeyeceğiz. Alper Arıevi evine dönünceye kadar her yerde Sağlık Bakanına ve tüm yetkililere sormaya devam edeceğiz: #AlperNeYapsın
Baskılar, Sürgünler, Mobbingler Bizi Yıldıramaz!
Sağlıkta Tasarruf Ölüm Demektir!
Tüm Sağlık ve Sosyal Hizmet İşçileri Sendikası (TSS İŞ)